10, 9, 8...

Çarşamba, Aralık 23, 2009


herkes yılbaşını bekleyedursun; ben ondan geriye sayıyorum!

avaraaa muu uuuuu avara mu

Salı, Aralık 08, 2009

Ekimin 22sinden beri Hindistanda geçiyor zaman.
Daha başından bir şeylerin normal olmadığı belliydi. Liman önünde beklediğimiz ikinci gün bir balıkçı kanca atıp korsan misali çıktı ana güverteye, ben köprüüstünden bizimkileri uyarana dek tekneden 10-15 kiloluk bir de balık çekti; elindeki balığı şak şuk sağa sola vurarak başladı “my friend lopur lopur!” diye bağırmaya; herkesi uyandırdı gören gülmekten müdahale edemedi bir süre. Neyse güç bela sepetledik onu.

Limanda ilk gözüme çarpan şey fakirlikti. Fakirler hem de çok. O kadar ki burayı gören biri elindekiler için şükreder. İnsanlar tembel, sağda solda miskin miskin yatan inekler, hayatımda gördüğüm en uyuz köpekler. Kısaca insanların bezginliği herşeye bulaşmış. Buraya tatile gelen zihniyete de gram anlam vermiyorum çünkü manzara %90 ibretlik. Geriye kalan kısımda ise abartmıyorum yürüyen kuyumcu dükkanları var. Kendi sınıfını göstermek ayıp değilmiş, göstermek lazımmış. Bir kaçını ilk gördüğümde sokakta ağırlık çalışıyor sandım, kol kası yapmış hatun geldiğini şakır şukur çıkardığı seslerden anlayıp yol veriyor diğerleri; A takımından B.A. halt etmiş yanlarında.
Kast sistemi çok sakat, ters bir sınıfa mensup doğarsan tek kelimeyle sıçıyorsun (hem maddi hem manevi anlamda; bildiğin ana cadde de “yola sıçan adam” gördüm!)
Bundan ötesi olmaz diye düşünürken sokağın birinde yatak-sedir arası bir şeyin üstünde yatan ölü gördük. Bu da adetmiş konu komşu görsünmüş. Bir hafta kalıyormuş orada. Beni "yolda ölü yatıyor lan!" düşüncesinin şokundan çıkaran şey koku oldu ve uzaklaştım hemen.

Yollarında gördüğüm trafik düzenini de ağzım açık izledim. Başta saf saf araba kiralarız diye düşünüyordum. Yanımdaki deneyimli arkadaş ise pis pis sırıtıyordu; nedenini takside anladım. Herhangi bir şerit anlayışı yok ve herkes yolun istediği yerinden sürüyor ki buna kaldırımlar da dahil. Tek bir kaza olmamasına ise anlam veremedim.

Din olayı ise trafiklerinden daha büyük bir keşmekeş; herşeye tapıyorlar. Ayrıca Buda gıda zehirlenmesinden öldü diyenler kesinlikle yanılıyor. Ben hintlilere din-felsefe anlatmak için uğraşırken kahrından öldüğünü düşünüyorum. En sonunda baktı din iman olacak değil gibi değil millet tutturmuş maymuna file tapıcam diye; "Tapın ulan tapın!" diyip kendini dağa bayıra vurmuş. İnsana bile tapan var Hindistanda, tanrısıymış. Konu inanca gelmişken kurbanda burada olduğumuzdan dışardan sipariş vermek istedik; dediler burada yasak kutsal onlar. Dedik "bizde de kutsal, getir sen!". Yemediler.

Şu an diğer bir Hindistan limanı önündeyiz, Kalküta. Son 15 gündür demirde sıra bekliyoruz. Burada işler tahmin edilenden çok daha yavaş yürüdüğü için hazırlıksız yakalandığımız durumlar oldu. Mesela kumanya azaldı; en ironiği baharatların çoğu bitti. Evet yüzyıllarca diğer ülkelere baharat ticareti yapılan, İpek Yolu’nun başlangıcı olan yerdeyiz ama baharat bitti. Bizde aksi gibi diğer limanda doğru dürüst ikmal yapmamıştık. Severim baharatı; bir de üstüne bunun muhabbetini yaparken Jade tut sen kafa bulmak için bol baharatlı bir şeyler pişir! Kendisini kın kın kınıyoruz, hint kınası kampanyasına dahil ediyoruz.

İşin özü uzak durulması gereken yerler listesinde birinci sırayı buradan daha çok hakeden bir yer yok!